2010 mayısında yani iki sene bile dolmamış bir geçmişte Davis'in adını muhtemelen kimse duymamıştı. Buna daha beşikten oyuncu arayışında olan menejerler ve takım koçlarıda muhtemelen dahildir. Örneğin belirttiğim dönemde liseden NCAA'e gelecek ulusal oyuncu sıralamalarına bile ismi henüz girmemişti ki genel olarak o sıralamada adı geçmeyipte draftta sözü edilebilecek oyuncu bulmak çok zordur. Peki bir buçuk yılda en dipten en zirveye bu dikey çıkış nasıl oldu?
Sporun her dalında olduğu gibi basketbolda da başarı için belkide ilk koşul tanrı vergisi yetenektir. Herşeyden önce "gerçeğe - başarıya" çevirebileceğiniz bir "beklentinizin - yeteneğinizin" olması gerekiyor. Sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısı bile olsanız doğuştan gelen bazı özellikleriniz yoksa çıkabileceğiniz üst limit bellidir. "Limit is the sky" olsun istiyorsanız bu mental - moral donanımızın yanına o yeteneğide eklemeniz şart
Her sporda olduğu gibi basketbolda da sonuca ulaşmak için bazı sporcular geleneksel yöntemlerin dışına çıkabiliyor. En son örnek 2011 draftının 33. sırasından seçilen Kyle Singler'ın draft döneminde kendisinden daha çok ses getiren bu videosu idi. Olay sporun kendisinden çok sirk usulü el becerisine dönüşünce haliyle resmi maçlarda bunları izleyemiyoruz.
Uluslararası kupalarda her sene bazı konular üzerinde fikir ayrılıkları olmuştur. Bir kısmı yıllar içersinde VHS-BETA savaşı gibi bir fikrin baskın hale gelmesi ile daha siz farkedemeden ortadan kalkmıştır bile. İster bunu kazanan fikrin ileri görüşlülüğü diye adlandırın isterseniz bir taraf seçme zorunluluğu diye geçiştirin. Değişmeyen bir şey varsa aynı fikir ayrılıklarının bu seneki Avrupa Şampiyonasında da olduğu gerçeği.
Mevsimsel olarak NBA basketbolundan uzak bir dönemdeyiz hatta bunun tek mevsimlik geçici bir süreç olmadığıda artık kesinleşti. En azından başlamasına saatler kala olan 2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası ile basketbol izleme keyfine günde üç maç ile overdose bir dönüş yapacağız. Yaz kesatlığında bu ani dönüş birden çarpabilir özellikle bayram tatilinede denk gelmesiyle bol zamanınız oluşmuşsa. Bu ani çarpmaya engel olmak için basketbola keyifli ve tebessüm ettiren bir yazı ile yumuşak bir geri dönüş yapalım. Yazının konusu tabiki ne NBA nede Avrupa olacak. Konumuz NCAA ve son şampiyon Connecticut.
Drafta 24 saatten az bir süre kalmışken adettendir bizde yarı bilimsel - yarı sallama "mock draft" ile bu seneye noktayı koyalım. Aslında tam anlamı ile kafamdaki sıralama değil aşağıdaki. Videoyu birkaç gün önceden hazırladığım için son dönem değişikliklerini içermiyor.
Draftın son haftasına girerken yükselişteki oyunculara öncelik vermelim. Bu yazıya konuk olan oyuncuların genel olarak ortak noktası görece daha az göz önünde olmaları. NBA açısından gözden ırak gönülden ırak bir avrupalı uzun olan Mirotic'e ve NCAA'de basketbol kalitesi olarak ikinci planda kalan okullarda oynadıkları için daha az tanınan oyuncu kategorisinden drafta giren iki guarda yakından bakalım. Son bir iki hafta içinde draft sırası anlamında düşüşte olan/olacak isimler sınıfına girebilirler, yükselen sıfatını sezon geneline göre verdim.
Sezon boyunca draft sıralarını üç aşağı beş yukarı koruyan üç uzun ile yerinde sayanlar serisine devam ediyoruz. Her üç oyuncuda ciddi ilerlemeler kaydetsede çok spesifik ve idamesi nerdeyse mümkün olmayan eksiklerinden dolayı belli bir düzeyi aşamayacak oyuncular. Bunun yanında iyi yaptıkları işler ile yetenek olarak üç gömlek üstün oyuncular kadar katkı verme potansiyelide içeren oyuncular.
Bu draftın hayal kırıklıklarının ikincine atletik ama sorunlu olarak nitelenebilecek üç oyuncu ile devam edelim. Bi sene önce gösterdikleri gelişim ve fiziksel potansiyel ile bu sezon başındaki mock draftlarda birinci tur ortaları gösterilen bu üç oyuncuda çeşitli sebeplerden ikinci turu bile arar duruma geldiler.
İki-üç sene önce belkide geleceğin basketbolcuları olarak görülen bu gençler önümüzdeki birkaç yıllarını doğru yola girmekle "harcanmış yetenek" olmak arasındaki zorlu aşamada geçireceker. Kim ayakta kalıcak görücez.
Sene sonunu başlangıcına göre daha iyi getiren üç oyuncu ile "hızlı yükselenler" yazısının ikincisi ile devam edelim. NCAA tarihinde Final Four'a en çok ulaşan üçüncü takım olan Duke'dan Nolan Smith, sadece iki kere bu başarıyı yakalamış USC'den Nikola Vucevic ve hiç Final Four yapamamış Cleveland State'den Norris Cole'a yakından bakalım.